Günlük Yazılar (16)
Günlük yazılar...
Şair, her ne kadar ''isyan etmek boşuna, geri gelmez gidenler'' dese de... isyanın hiç bir şeyi getirmeyeceğini bile bile üç aşağı beş yukarı hepimiz isyan eder dururuz. Nimetler deryasında yüzerken, sağlık, sıhhat, afiyet, ekmek, su , güneş, bağ, bahçe, çoluk, çocuk evet elimizde bulunan bütün bu güzide nimetlerin farkında bile olmuyoruz çoğu zaman. ''Nasılsın?'' sorusuna kendimizin bile duymayacağı cılız bir ses tonuyla ''eh işte! iyiyim'' dedikten sonra başlıyoruz dertlerimizi sıralamaya. “Borçluyum, param yok, dertliyim, çarem yok, dökülüyorum,sürünüyorum,ölüyorum, mahvoluyorum...” Ancak birgün olsun şu soruyu sormuyoruz kendimize “Biz bize verilen nimetlere layık mıyız, layık olmak için ne yapıyoruz?...” Çok hasta olduğu bir dönemde Eyüp(as),ziyarete gelen bir dostu; ”sen Allah’ın peygamberisin hastalıklarından niçin şikayetçi olmuyorsun” diye sorar. Hz. Eyüp dostunun bu sorusunu şöyle cevaplar: “Hayatıma baktığımda sağlıklı olduğum günlerin hasta olduğum günlerden çok olduğunu görüyorum. Bunun için Rabbime karşı hastalıklarımı dile getirmekten utanıyorum” Kur’an ve sünnete baktığımızda müslümanın hayatını iki bölümde inceleyebiliriz. 1-Herşeyin helalını talep etmek, 2-Herşeyin haramından kaçınmak... İnsan iki şeye çok dikkat etmelidir. 1-Ağzına girenlere, 2-Ağzından çıkanlara... Abdest alınmadan nasıl namaz olmazsa, helal lokma olmadan da ibadette huzur ve huşu olmaz. Büyük islam alimi İmam-ı Muhammede “takvaya nasıl ulaşırız” diye sormuşlar.. Büyük İmam soruya şu cevabı vermiş... “Helal lokma yiyin takvaya ulaşırsınız” Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz Yüce dinimiz islam idarecilere fevkalede önem verir, önem verdiği ölçüde de büyük sorumluluklar yükler. İmam Malik hep devlet başkanlarına hayır dua edermiş...Sormuşlar “Efendim neden hep devlet başkanlarına (idarecilere) dua edersiniz” Cevaben şöyle buyurmuş “Onlar iyi olursa, bütün toplum iyi olur”... Allah kısmet ederse her yıl olduğu gibi bu yılda kutlu doğum haftasını büyük bir coşku ve heyecanla kutlayacağız. O Allah resulu(s.a.v) sadece dünün peygamberi değildir. O, bugünün ve yarınında peygamberidir. Bizde onun ümmetiyiz...Peki ona ümmet olmanın bilincinde miyiz?... Hoca Ahmet Yesevi’ye yolda giderken birgün birisi şöyle sormuş “Üstad Muhammed ümmetinin kurtuluşu ne zamandır” Ahmet Yasevi sorusunun üzerine adama şöyle demiş: “Göster Muhammed ümmetini sana kurtuluşunu da göstereyim” Milletçe çok güzel bir duamız var “ALLAH’IM BİZİ MERDE, NAMERDE MUHTAÇ ETME”. Peki ama neden ? Sanıyorum bu suale en hikmetli cevabı İbn-i Sina veriyor kendisine dünyada devası bulunmayan dert nedir diye sorulduğunda ibn-i Sina şu cevabı vermiş “dünyada devası bulunmayan dert iyinin kötüye muhtaç olsadır..” İstinasız hepimiz yedi gün yirmi dört saat mutluluk arar dururuz... Bunun için mutsuz bir şekilde umutsuzca mutlulukla yatar mutlulukla kalkarız ne bol gollü derbi maçları ne diziler furyası, ne de saatler süren geyik muhabbetleri nedense hiçbirisi mutlu etmeye yetmiyor. Niçin çünkü biz mutluluğu elimizde olmayan şeylerde arıyoruz. Halbuki mutluluk avucumuzun içinde ...Her zaman mutlu olmayı başarabilen düşünüre “NASIL MUTLU OLUYORSUNUZ”...diye sormuşlar: Düşünür sula şöyle yanıtlamış: “Elimde olanlara sevinerek, olmayanlara da üzülmeyerek” Eskiden aşk denince düşüyordu kalem elden..şimdilerde kalemi de kelamı da kuşatıp esir alan para, çağımız insanının çağdaş ideali üç kelimeyle sınırlı artık ‘’para,para,para...’’ Bakmayın onun öyle masum bir demir ve kağıt parçası olduğuna. O devletler kuruyor,devletler yıkıyor...Artık atomu parçalayan bilim nedense parayla paramparça oluyor. İyi güzelde peki para nedir? Romen diyojen bu soruyu şöyle cevaplamış: “Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir”